‘üreme’ olarak etiketlenmiş yazılar
Güvercinler, Kumrular Dodo’lar ve Çöl Tavukları Güvercinler, Kumrular Dodo’lar ve Çöl Tavukları
Pazar, 11 Ocak 2009Etçi Güvercinler ve Güvercin Yetiştiriciliği
Pazar, 09 Mart 2008
ETÇİ GÜVERCİN IRKLARI
3.1. King Güvercinleri
3.2. Carneau Güvercinleri
3.3. Mondaine Güvercinleri
3.4. Renkli Teksas Güvercinleri
3.5. Homer Güvercinleri
3.6. Diğer Irklar
Gregor Mendel
Salı, 29 Ocak 2008Johann Gregor Mendel 22 Temmuz 1822 Heinzendorf’ta doğdu (bugünkü Çek Cumhuriyeti), 6 Ocak 1884 Brünn’de öldü (bugünkü Çek Cumhuriyeti); genetik biliminin kurucusu, Avusturyalı botanik bilgini ve rahiptir.
Güvercin Beslemek Özet
Cuma, 23 Kasım 2007GÜVERCİNCİ DEYİMLERİ
Tutakçı: Yabancı bekleyen
Yabancı: Acemi veya kümesini kaybetmiş güvercin
Sinekkapanlar
Perşembe, 15 Kasım 2007
Sinekkapangiller (Muscicapidae), ötücü kuşlar takımına ait bir familyadır.
Çıt kuşları
Pazartesi, 12 Kasım 2007Çıt kuşları veya (çit kuşları), derli toplu ve enerjik ufak kuşlardır. Oldukça uzun kuyruklarını havaya dikmeleri onlara şirin bir hava verir. Karatavukgillerin bu akrabalarının kanatları kısa ve uçlarında yuvarlanmıştır. Çoğunluğunun rengi, siyahımsı enine çizgiler veya yollarla süslü bir kızıl kahverengidir. Bütün türleri küre biçiminde büyük yuvalar bina eder ve bunun içme. beyaz,
kızıl kahverengi benekli, ender olarak bütün kahverengi veya yeşilimsi - mavi yumurtalar yumurtlarlar. Çıt kuşlarının asıl yurdu Amerika mn sıcak ülkeleridir, pek azı Kuzey Amerika’da, Avrupa’da ve Asya’da yaşar. Bunların hepsi son derece şen, hareketli ve enerjik kuşlardır. İyi uçuculardan olmadıkları için, hiçbir zaman fazla uzaklara uçmazlar, fakat şaşılacak derecede hızlı hoplarlar.
Kış çıt kuşu (çit kuş) (Troglodytes froglodytes), biricik Eski Dünya çıt kuşu ve Troglodytidae ailesine giren altmışı aşkın türün en ufağıdır. (10 santim uzunluğundadır). Troglodyteo yani mağara sakini terimi, bu kuşun nehir kıyılarının altındaki karanlık oyuklarda veya devrilmiş ağaçların köklerinin arasında sıçan gibi dolaşmak huyundan ileri gelir. Adından da anlaşıldığı üzere, kış çıt kuşu, Amerika’nın sıcak bölgelerinde yaşayan ailenin öbür üyelerinden daha dayanıklıdır. Bu sayede, Amerika’dan Alaska ve Sibirya yoluyle Eski Dünya’ya da geçebilmiştir.
Bu çıt kuşunun da, akrabaları gibi ahenkli ve cıvıl cıvıl bir sesi vardır. Yuvası, kapısı yanda olan yosundan bir top görünüşündedir. Kış çıt kuşu buraya noktalı 6-8 yumurta yumurtlar.
Ev çıt kuşu (çit kuş) (Troglodytes aedon) , bir tek mevsimdeki iki, üç kuluçkası için çok kere eş değiştirir. Yapılan tetkikler, bu kuşların erkeği ile dişisi arasında devamlı bir bağın yer etmediğini, eşlerden birinde üreme zoru daha önce başlayınca da eş değişikliği olduğunu göstermiştir.
Birleşik Amerika’nın birçok yerlerinde yavgın olan bu çıt kuşu, tatlı sesini hemen aralıksız duyurur. Bir günde altı bin kere öttüğü hesaplanmıştır. Küçük dallardan yapılmış yuvası oldukça hacimlidir. Bu kuşlar başka küçük kuşları bir türlü çekemezler, fırsatını buldukça onların yumurtalarını deldikleri dahi tahmin edilmektedir.
Kaktüs çıt kuşu (çit kuşu) (Heleodytes brunneicapillus), Birleşik Amerika’nın güney batısının çöllerinde yaşar. Akrabalarının çoğundan daha iridir. Tüylerinin kahverengili, grili ve koyu sarılı damalı bir deseni vardır. Yuvası, kuşun düşmanlarından emniyette olması için bir kaktüsün ya da dikenli bir çalının içine yerleştirilmiş çalı çırpıdan iri bir top görünüşündedir.
Kırlangıç
Perşembe, 08 Kasım 2007Kırlangıçlar, ötücü kuşların en güzellerindendirler. Aralıksız olarak sinekleri ve başka böcekleri kovalarken son derece zarif bir uçuşları vardır. Çiftçi, ekin tarlasını biçerken, çok kere, rahatsız olarak kaçan böcekleri yakalamak üzere biçicinin demirinin geçtiği yerlere konup havalanan bir kırlangıç grubu tarafından takip edilir. Bu kuşların kısa, yassı ve üst yarısının ucu kancalı gagalarının çok fazla açılabilmesi bol sayıda böcek kapmalarına yardım eder.
Dış görünüş bakımından kara sağanlara çok benzeyen zarif küçük kırlangıçların göğsü enli, boynu kısa, başı yassıdır. Bacakları kısa ve kuvvetsiz, kanatları uzun, dar ve çok sivri, kuyrukları çoğu zaman derin çatallı, tüyleri kısa ve üstte madenî parıltılıdır.
Kırlangıçlar bütün kıtalara, bütün enlemlere ve bütün yüksekliklere yayılmışlardır. Birçokları insanların evlerine sığınırlar, başkaları dik kaya veya toprak duvarlarına yerleşirler, daha başkaları yuvalarını ağaçların üzerinde bina ederler. Yazı ile kışı arasında çok fark olan bölgelerde yuva yapanları göçücü kuştur.
Kırlangıçların hareket şekli uçmaktır. Yerdeki yürüyüşleri, akrabaları kara sağanların sürünmesinden biraz üstünse bile gene enikonu beceriksiz sayılır. Ötüşleri, insana neşe veren bir cıvıltıdır. Kırlangıçlar şen, sokulgan ve biçimli olduktan başka, gerçekten cesurdurlar. Çevrelerini dikkatle gözden geçirir, dostlarını, düşmanlarını öğrenir ve ancak lâyık olana itimat ederler.
Bütün kırlangıçlar böcek avcısıdır. Fakat daima havada avlanır, duvarların üzerinde duran böcekleri dahi uçarken yakalarlar. Kaptıkları avı parçalamadan yutarlar. Su içişleri dahi uçarkendir. Uçarak yıkandıkları tesbit edilmiştir. Su yüzeyinin hemen yukarısında kanat çırparken, birdenbire aşağı çöker, ya gagalarını, ya da vücutlarının bir kısmını suya daldırır, sonra silkinerek ıslanan tüylerini kuruturlar.
Kıyı kırlangıcı, yıllık 35 000 -36 000 kilometrelik gidiş-dönüş göç yolculuğu ile meşhurdur. Bu akıllara durgunluk verici yolculuğu göze alan kıyı kırlangıçları, önce Kuzey Kutbu’nun yazı esnasında üreme alanlarında dört aylık devamlı gün ışığmln tadını çıkarırlar. Bu kuşlar kuzeydeyken Kuzey Kutbu’yle 8 derece daha güneyi arasındaki kuşakta yaşarlar. Bununla beraber bu türün bazı üyeleri de 40 derece kuzey enlemi kadar güneyde yuva yaparlar.
Birçok türleri, dış duvarı tükrükle perçinlenmiş kil topakları görünüşünde olan marifetli bir yuva yaparlar. Yuvada 4-6 yumurta bulunur. Dişi tek basma kuluçkaya oturur.
Yaşamak için sınırsız bir hürriyete ihtiyaç duyan kırlangıçlar, esaret hayatına gelemezler. Roma’lılar onlardan posta güvercini gibi faydalanmışlardı.
Kırlangıçların en iyi bilineni «kır kırlangıcı» veya öbür adıyla «adi kırlangıç» tır (Hirundo rustica). Kutup Dairesi’nin güneyindeki bütün Avrupa’da, Batı ve Orta Asya’da bulunan bu tür aynı zamanda Birleşik Amerika’nın en iyi bilinen kırlangıcıdır. Bütün kırlangıçlar gibi bunun da ufak ve zayıf bacaklarıyle ayakları vardır, dallara rahatça tüner, fakat ender olarak yürümeye kalkışırlar. 18 santim uzunluğundaki bu güzel kuşun sırtı parlak bir mavimsi siyah, göğsü kızlımsıdır. Uzun ve çatallı kuyruğu beyaz beneklerle süslüdür.
Bu kırlangıç eskiden yarlarda yuva yapardı, ama şimdi yuvasını samanlıkların ve başka binaların pervazlarının veya kirişlerinin üzerinde bina eder. Kır kırlangıcı böylece, gerek bol miktarda zararlı böcek yutması, gerekse de bizlere yakın yaşaması sebebiyle en yakm dostlarımızdandır. Tükrükle perçinlenmiş çamurdan meydana gelmiş yuva, içi oyuk bir kürenin dörtte biri görünüşündedir. Altında hafif bir destek bulunması şartıyle herhangi bir duvara yapıştırılabilir. Bir kır kırlangıcı çifti böyle bir yuvayı güzel havada 8 günde tamamlar. Yuvanın eni yaklaşık olarak 20, derinliği 10 santimdir. Dişi kır kırlangıcı, kıllar, tüyler ve benzeri yumuşak maddelerle astarlanmış böyle bir yuvanın içine tarçın renginde benekli 4-5 beyaz yumurta yumurtlar. Bu kuşlar bazen bir tek mevsimde iki parti yavru çıkardıkları gibi, aynı yuvayı üst üste yıllarca kullanabilirler.
Kırlangıçlar, zarif, son derece faydalı ve sokulgan kuşlardır.
Kırlangıçlar
Perşembe, 08 Kasım 2007
Kırlangıçlar, ötücü kuşların en güzellerindendirler. Aralıksız olarak sinekleri ve başka böcekleri kovalarken son derece zarif bir uçuşları vardır. Çiftçi, ekin tarlasını biçerken, çok kere, rahatsız olarak kaçan böcekleri yakalamak üzere biçicinin demirinin geçtiği yerlere konup havalanan bir kırlangıç grubu tarafından takip edilir. Bu kuşların kısa, yassı ve üst yarısının ucu kancalı gagalarının çok fazla açılabilmesi bol sayıda böcek kapmalarına yardım eder.
Dış görünüş bakımından kara sağanlara çok benzeyen zarif küçük kırlangıçların göğsü enli, boynu kısa, başı yassıdır. Bacakları kısa ve kuvvetsiz, kanatları uzun, dar ve çok sivri, kuyrukları çoğu zaman derin çatallı, tüyleri kısa ve üstte madenî parıltılıdır.
Kırlangıçlar bütün kıtalara, bütün enlemlere ve bütün yüksekliklere yayılmışlardır. Birçokları insanların evlerine sığınırlar, başkaları dik kaya veya toprak duvarlarına yerleşirler, daha başkaları yuvalarını ağaçların üzerinde bina ederler. Yazı ile kışı arasında çok fark olan bölgelerde yuva yapanları göçücü kuştur.
Kırlangıçların hareket şekli uçmaktır. Yerdeki yürüyüşleri, akrabaları kara sağanların sürünmesinden biraz üstünse bile gene enikonu beceriksiz sayılır. Ötüşleri, insana neşe veren bir cıvıltıdır. Kırlangıçlar şen, sokulgan ve biçimli olduktan başka, gerçekten cesurdurlar. Çevrelerini dikkatle gözden geçirir, dostlarını, düşmanlarını öğrenir ve ancak lâyık olana itimat ederler.
Bütün kırlangıçlar böcek avcısıdır. Fakat daima havada avlanır, duvarların üzerinde duran böcekleri dahi uçarken yakalarlar. Kaptıkları avı parçalamadan yutarlar. Su içişleri dahi uçarkendir. Uçarak yıkandıkları tesbit edilmiştir. Su yüzeyinin hemen yukarısında kanat çırparken, birdenbire aşağı çöker, ya gagalarını, ya da vücutlarının bir kısmını suya daldırır, sonra silkinerek ıslanan tüylerini kuruturlar.
Kıyı kırlangıcı, yıllık 35 000 -36 000 kilometrelik gidiş-dönüş göç yolculuğu ile meşhurdur. Bu akıllara durgunluk verici yolculuğu göze alan kıyı kırlangıçları, önce Kuzey Kutbu’nun yazı esnasında üreme alanlarında dört aylık devamlı gün ışığmln tadını çıkarırlar. Bu kuşlar kuzeydeyken Kuzey Kutbu’yle 8 derece daha güneyi arasındaki kuşakta yaşarlar. Bununla beraber bu türün bazı üyeleri de 40 derece kuzey enlemi kadar güneyde yuva yaparlar.
Birçok türleri, dış duvarı tükrükle perçinlenmiş kil topakları görünüşünde olan marifetli bir yuva yaparlar. Yuvada 4-6 yumurta bulunur. Dişi tek basma kuluçkaya oturur.
Yaşamak için sınırsız bir hürriyete ihtiyaç duyan kırlangıçlar, esaret hayatına gelemezler. Roma’lılar onlardan posta güvercini gibi faydalanmışlardı.
Kırlangıçların en iyi bilineni «kır kırlangıcı» veya öbür adıyla «adi kırlangıç» tır (Hirundo rustica). Kutup Dairesi’nin güneyindeki bütün Avrupa’da, Batı ve Orta Asya’da bulunan bu tür aynı zamanda Birleşik Amerika’nın en iyi bilinen kırlangıcıdır. Bütün kırlangıçlar gibi bunun da ufak ve zayıf bacaklarıyle ayakları vardır, dallara rahatça tüner, fakat ender olarak yürümeye kalkışırlar. 18 santim uzunluğundaki bu güzel kuşun sırtı parlak bir mavimsi siyah, göğsü kızlımsıdır. Uzun ve çatallı kuyruğu beyaz beneklerle süslüdür.
Bu kırlangıç eskiden yarlarda yuva yapardı, ama şimdi yuvasını samanlıkların ve başka binaların pervazlarının veya kirişlerinin üzerinde bina eder. Kır kırlangıcı böylece, gerek bol miktarda zararlı böcek yutması, gerekse de bizlere yakın yaşaması sebebiyle en yakm dostlarımızdandır. Tükrükle perçinlenmiş çamurdan meydana gelmiş yuva, içi oyuk bir kürenin dörtte biri görünüşündedir. Altında hafif bir destek bulunması şartıyle herhangi bir duvara yapıştırılabilir. Bir kır kırlangıcı çifti böyle bir yuvayı güzel havada 8 günde tamamlar. Yuvanın eni yaklaşık olarak 20, derinliği 10 santimdir. Dişi kır kırlangıcı, kıllar, tüyler ve benzeri yumuşak maddelerle astarlanmış böyle bir yuvanın içine tarçın renginde benekli 4-5 beyaz yumurta yumurtlar. Bu kuşlar bazen bir tek mevsimde iki parti yavru çıkardıkları gibi, aynı yuvayı üst üste yıllarca kullanabilirler.
Kırlangıçlar, zarif, son derece faydalı ve sokulgan kuşlardır.
(daha fazla…)
Hayvanlar
Pazartesi, 05 Kasım 2007
Hayvan, canlılar dünyasının ökaryotlar (Eukaryota) üst âlemindeki hayvanlar (Animalia) âleminde sınıflanan canlıların ortak adıdır. “Hayvan” sözcüğü, günlük kullanımda esasen insan dışı hayvanları ifade etmek için kullanılırsa da biyolojik bağlamda insanı da içerir. Hayvanlar âleminin bilimsel ve Latince adı olan “Animalia” terimi ise yine Latince olan ve “yaşayan” ya da “ruh” anlamına gelen animadan türetilmiş animal sözcüğünün çoğuludur. Hayvanlar âlemini tanımlayan bir başka Latince bilimsel terim de Metazoa’dır.
Amerikadaki Tropikal Kuşlar
Çarşamba, 31 Ekim 2007![]()
Amerikadaki Tropikal Kuşların ilginç olanlarından «kotinga» ların özellikle ünlü üç üyeleri vardır. Her biri bir başka özelliği: Birisi görünüşü, ikincisi sesi, üçüncüsü ise flört zamanındaki davranışlarından ötürü meşhurdur. Kotolgaların doksan türü sayılmıştır. İrilikleri çıt kuşu ile karga arasında oynayan bu kuşların çok kere parlak renkli ve garip süs tüyleri vardır, ayrıca vücutlarında yer yer göz
kamaştırıcı renkte lekeler göze çarpar. Garip görünüşlü «şemsiye kuşu» nun (Cephalopterus ornatus) ismi tuhaf, fakat yerindedir. Karga iriliğindeki bu 50 santimlik mavimsi siyah türün tepesinde şişmeye elverişli muazzam bir tüy kitlesi vardır. Bu taç, açılınca tırtık tırtık bir şemsiye görünüşünü alarak kuşun tepesiyle gagasını tamamıyle örter. Şemsiye kuşlarının bir türünün kızılımsı renkte çıplak bir göğsü ve buradan sarkan püskül görünüşünde uzun bir sarkık eti vardır. Bu kuşların birkaçı bir araya gelip bağırdıkları zaman, insanın hatırına kuştan ziyade bir sığır sürüsünü getirirler.
Güney Amerika?nın kuzeyindeki «çan kuşu» (Proenias alba), grubun bir başka meşhur üyesidir. Bunun da ismi garip olduğu kadar yerindedir. Bu kotinga?nm, Güney Amerika?nın en göze batan orman kuşu olmasına sebep olan gerçekten şaşırtıcı çana benzer bir sesi vardır. Dikkate değer kuş, sık ormandaki yüksek bir tünekten çağrısını duyurduğu zaman, alnından sarkan ipimsi bir siyah et gagasını döver. Erkek çan kuşu ortalama 26 santim uzunluğundadır.
Çan kuşu?nun ormanın en göze batıcı kuşu olmasına yol açan bir başka özelliği de lekesiz beyaz rengidir. Orta ile Güney Amerika?da yaşayan «hayalet kotinga» da da (Carpodectes nitidus), aynı tüylere rastlıyoruz. Bu kuşların her ikisinde de dişiler daha ufak olup yeşil tüylerin sayesinde kamuflaj kurallarına uyarlar.
Öbür dikkate değer kotinga, bazı dillerde «kaya horuzu» da denilen «nar çiçeği kotinga» dır (Kupicola rupicola). Erkeği 30 santim uzunluğunda olan bu papağan iriliğindeki kuşun tüyleri altına çalan bir turuncu, kanatları ise kahvemsi siyahtır. Başında daire biçiminde garip bir tepeliği vardır. Güney Amerika’nın kuzeyinde: Özellikle Güyan’ların dağlık bölgeleriyle Kuzey Doğu Brezilya?da yaşayan nar çiçeği kotingalar mono?larla akraba olup flört zamanında onlar gibi törenlere baş vururlar.Erkeklerin daha iri, daha parlak renkli ve fazladan tüylerle süslü oluşları, yuva yapma, kuluçka ve yavruların bakımı vazifelerinin daha çok dişiye düştüğünü gösterir. Kotingalarm birçok türlerinin çok eşli olmaları muhtemeldir.
Bu ailenin üyeleri arasında özellikle nar çiçeği kotinga’nın flört zamanı dansları meşhurdur. Robert Schomburgk adındaki seyyah bir keresinde, aralarında erkekler ve dişiler bulunan bu kuşlardan yirmi tanesini, yerdeki bir açık alanı çevreleyen çalıların üzerinde tünemiş vaziyette seyrettiğini anlatıyor. Kanatlarını ve kuyruğunu yaymış bir erkek sahnedeydi Yerleri kazıyarak daireler çeviriyor, kanatlarını kaldırıp indiriyordu. Sonunda ihtimal yorulduğundan kenara sıçradı ve yerini bir başka erkeğe bıraktı. Schomburgki’in anlattığına göre, dişiler bu süre içinde devamlı ba girişiyorlar, fakat tüneklerinden kıpırdamıyorlardı. Bazı kotinga’lar bu danstan sonra flörtlerini yerde, başkaları yüksekteki dallarda devanı ettiriyorlardı.
Kotinga?larm arasında yuva yapma âdetleri de başka başkadır. Meselâ şemsiye kuşu gibi bazı türler yüksek ağaçların üzerinde değneklerden yuvalar yaparlar, başkaları asılı yuvalar örerler, daha başkaları yuva olarak ağaç kovuklarından faydalanırlar, nar çiçeği kotlnga ise mağaralarda kuluçkaya oturur. Tabiat bilginleri Güney Venezuela’daki geniş ve loş bir mağarada yerden 150 santim kadar yüksekteki bir pervazın üzerinde bir nar çiçeği kotinga yuvasına rastlamışlardı. Bu yuva çamurla ve çalı çırpıyla örülmüş ve siyah renkli kök telleriyle astarlanmıştı. Yuvanın dibinde, yerde, kuşların buraya taşıdığı zeytin iriliğinde fnıdığımsı yemişler dikkati çekiyordu. Bu türün yumurtaları koyu sarı üzerinde kızüımsı kahverengi ve mor beneklidir. Şemsiye kuşu? nun yumurtaları aksine bembeyazdır.
«Cotingidae» ailesini meydana getiren kotingalar, meyva, yemiş ve böcek bulabildikleri ormanın üst katlarında barınırlar. Bu kuşların genel olarak sert sesleri vardır. Yalnız çan kuşu bu bakımdan farklıdır. «Kapüsin keşiş kuşu» (Perissocephalus tricolor) gibi bazılarının, uluyan bir maymunun sesini andıran patırtılı bir homurtuları vardır. Bu güvercin iriliğindeki ve tarçın renkli kotinga, kabarık tüylü bir yakayla çevrili mavimsi gri renkli çıplak kafasını içine çekmiş yuvarlak bir keşişi andırır. Güney Amerika’nın kuzeyinin baştan başa çilek renginde olan «kırmızı yemiş kargaları» (Haematoderus müitaris), da garip biçimli iri kotinga?lardır. Bir başka garip görünüşlü kuş grubu da «sarkık etli çan kuşları» dır (Procnias tricarunculata). Orta Amerika?da yaşayan bu kotinga’ların rengi .kırmızımsıdır. Başlarıyle gerdanları beyazdır, gagalarının kaidesiyle yanlarından kamçıya benzer üç siyah sarkık et fışkırır.
Tabiat bilginleri 15- 25 santim uzunluğundaki ufak kotînga’ları gerçek kotingalar olarak ele alırlar, Bunların birçoğu parlak renkli ise de, bazıları grimsi ve sönük renklidir, ayrıca erkekle dişi arasında renk ayrılığı yoktur, «pompadour gevezesi» de denilen «şarap rengi kotinga» parlak renklilerden biridir. Kuşa Fransa Kralı 15. Louis’in gözdesinin şerefine bu ad verilmiştir. Bu kotinga?lardan biri Madam dö Pompadour’a hediye edilmek üzere yola çıkarılmış, fakat bir İngiliz firkateyninin eline geçmişti.
Şarap rengi kotinga’nın rengi adından bellidir, saçımsı tüyleri ve burulu kanat örtü tüyleri vardır. Kanatları lekesiz beyazdır. Dişilerle ergin olmayan erkeklerin karnı gri, sırtı kurşunidir. Ormanların üst katlarında yaşayan bu kotinga?ya Güney Amerika?nın birçok kısımlarında rastlanır.
«Adi gri kotinga» (Lipaugus vociferans) tropikal orman kuşlarının en yaygım ve en meraklısıdır. Nar bülbülü iriliğindeki bu gri kuş, bıkıp usanmadan avcıları takip eder ve kargaşalık olan yerlerde birdenbire ortaya çıkar.
Tabiat Bilim Adamları «kırmızı başlı mono» yu (Pipra mentalis), Panama’da bir orman ağacının yerden 9 metre yüksekliğindeki dalında dansederken seyretmişlerdi. Bu çalışkan delikanlı üst üste birkaç gün flört alanında kalarak basit tüylü dişilere hırslı hırslı kanat çırpmış ve birkaç tanesiyle buluşmanın yolunu bulmuştu. Fakat dişi monolar bundan sonra kendi kendilerine başlarının çaresine bakmak zorunda kalmışlardı. Yuvayı yapmak, yumurtaların üzerinde kuluçkaya oturmak ve yavruları büyütmek sorumluluğu tamamiyle onlara düşüyordu.
Amerika balta girmemiş ormanlarının yerlileri olan bu monolar, serçe iriliğinde kuşlardır. «Pipridae» ailesini meydana getiren elli dokuz türün erkekleri koyu kırmızı, mavi ve altın renkli son derece parlak tüylere bürünmüştür. Fakat donuk zeytuni ve gri gibi daha az göze çarpıcı orman renklerinde olanları da vardır. Dişi monolarm da bu donuk renklerde oldukları tahmin edilebilir.
Tipik mono, kısa gagalı, kuvvetsiz bacaklı, kare kuyruklu, tıknaz bir kuştur. Kanat kemikleri garip şekilde basılmıştır. Ön kolundan çıkan acayip biçimli kanat teleklerinin kaim sapları vardır. Kanat kemikleriyle tüylerinin şekli, sessiz mono’ ların çıkardıkları gürültünün kaynağıdır, Daha çok üreme mevsiminde duyulan kanatların takırtısı, mono’ larda, dişilerin gözüne girmek ve başka erkekleri korkutmak için ötüşün yerini alır, Monolar ötücü kuşların bağıranlar üst - familyasına girerler.
Orta Amerika «Gould monosu» (Manaeus vitellinus), flört zamanında kendine öz ilginç bir dansı olan 10 -11 santimlik bir kuştur. Bunun flört alanı yerdedir. Erkek burada paspas genişliğinde bir alanı kaplayan yaprakları ve çalı çırpıyı süpürdükten sonra, burayı titizlikle muhafaza eder. Yeşil renkte bir kuş olmakla beraber, tepesi, kanatlan ve kuyruğu koyu siyah, gerdanı ile yüzünün yanları ise parlak bir turuncumsu altın rengidir.
İspinoz iriliğindeki bir başka mono’nım (Teleonoma filicauda), kuy ruğunun hemen hemen 4 santim ötesine kadar uzanan kılımsı tüyleri vardır. Bu mono’mm sırtı siyahtır, al renkli bir tacı, kanarya sarısı yüzü ve karnı vardır. «Mızrak kuyruklu mono» (Chiroxiphia lanceolata), ispinoz iriliğinde bir siyah kuştur. Bacaklarıyle başının tepesi al renkli, sırtı mavidir. «Miğferli mono» nun Antilophia galeataj, erkeği pırıl pırıl bir kırmızı miğferi olan kahvemsi siyah renkte ve serçe iriliğinde bir kuştur. Dişisi donuk bir zeytuni gri rengindedir. Bu parlak renkli tropikal kuşak türünün en olağanüstü üyelerinden biri gerdanı şişen, «beyaz enseli mono» dur (Manacus candaei). Orta Amerika’nın bu kuşunun sırtı siyah, karnıyla göğsü sarıdır, enli bir beyaz yakası ve gerdanında kabarmaya elverişli uzun beyaz tüyleri vardır.