‘kemik’ olarak etiketlenmiş yazılar

ADANA GÜVERCİNLERİ

Pazartesi, 12 Ocak 2009

Adana Güvercininin Özelliği Dalıcı Olmasıdır
Mükemmel posta demek bulutların içine kadar birbirinden ayrılmadan, kısa sürede, salmanın etrafından çok fazla ayrılmadan (düşmeden) yükselmiş üç kuşun, sadece kuru ( diğer kuşları açmadan) parlak ile anında hiç caymadan ve dönmeden ( döneklerdeki gibi bir iniş, hem sahibi hem kuş için prestijin zedelenmesi anlamına gelir) aşağıya kadar dalmasıdır। Ek olarak kuşlar dalma esnasında çırpınırlarsa (daha önce inmek için yarışırlar) seyre doyum olmaz. Bazı kuşçular çırpınan, bazıları ise oklava gibi oynamayan kuşları severler. Ama genelde, çırpınan kuşlar daha makbuldür. Cayan, yavaş inen, yavan inen, dönen kuşlara iyi gözle bakılmaz. Bunlar genelde yadırgaya (yabancı kuş tutarken kullanılan seviye olarak ikinci sınıf kuşlardır) uçurulur. Amaç, seyir değildir. Genelde tek amacı başkasının kuşlarını tutmak olan kötü niyetli insanlar tarafından beslenir
Bilindiği üzere çeşitli renklerde ve boylarda olan bu cins, bazı yöresel özellikleri dışında aynı karakteri taşımaktadır. Yüksek uçup, hızlı çırpıp, 2 yada 3lü havalanma ve hızlı iniş karakteristik özellikleridir.Yetiştiriciler tarafından aranan özellilerinin başında yüksek uçuş ve hızlı iniş gelmektedir. Ortalama olarak 10 ila 15 dakika havada kalma süresi, 150-200 metre yükselme ve 110-160 kmh iniş hızı iyi bir ırkta gözlenebilir.Yine ek bir bilgi olarak yaşam süresi 11-13 yıl ve performanslı uçus süresi 8-9 yıldır
Genel Bilgi
2-3- aylıktan itibaren terbiye edilmeye başlanır ve 7 aylıktan sonra çiftleştirilir. Uçum yapmak için çoğunlukla kuş idealdir. Ancak dişilerde erkekler kadar başarılı olabilir. Performanslı ve yüksek kalitede uçuş için uçuş ömrü içinde 1 veya 2 defa yaru besletilir. Daha fazlası iyi uçumu etkiler. Dolap denilen iki kuşun sığabileceği yuvalarda beslenir ve geceleri dolaplar kapalı tutulur.Ayrıntılı BilgiTöme (kısa ) ve tartaç (uzun ) olmak üzere iki tipte Adana cinsi vardır. Tartaç daha çok Adana ve Ceyhan yöresi yetiştiricileri tarafından tercih edilir. Töme ise Tarsus’da yoğun olarak gözlenir. Mersin ve civarinda ise iki tipde yoğun olarak bulunur. Bu cinsin yumurta ve tagrit dönemi olmak üzere iki ayrı uçum dönemi vardır. Tagrit dönemi kuşun dişi kuşa ilgisinin en yoğun olduğu dönemdir ve bu dönemde uçumlar bu irkin tanımlanan tüm özelliklerini sergiledigi şekilde gerçekleşir
Düz iniş ve makaslı iniş adı altında Adana ırkı kuşlar hünerlerini sergilerler. Düz iniş Adana çevresinde gözlemlenir. Makaslı iniş ise Mersin’in özelliğidir.Düz inişde kuş çağırıldığı zaman kuş bulunduğu yerden yuvasına doğru pike yapmaya başlar ve donuk bir biçimde yuvaya iner. Makaslı inişte ise önden gelen kuş donuk iner takipci yada takipcileri mutlak suretle yere doğru çırparak inerler. Bazı durumlarda öncü kuşda makas yapabilir. Makaslı inişten dolayı bu tür kuşlar diğerlerine nazaran daha hızlı iniş yaparlar
Bahar ve yaz döneminde yavru alınır।Bu yavrular güvenilir bir yada iki kuş tarafından terbiye edilir.Terbiye işlemi öncelikle hamlıklarının alınması, nefeslendirme, ikili yada üçlü uçurma alıştırma, yükseltme ve hızlı iniş şeklinde gerçekleştirilir.Bu işlemden sonra kuş öncü ve arkçı olarak uçum özelliğine göre ayrılır ve seyretmeye doyulmayacak uçuş hatına başlar.
Dünyada “Adana Dewlap” adı ile tanılan bu güvercinler, yurdumuzda Adana adı ile bilinmektedirler. Almanya’da “Adana wammen” ya da “kupeli dewlap” adı ile tanınırlar. Ülkemizde ağırlıklı olarak Çukurova bölgesinde yetiştirilmektedirler. Adana, Ceyhan, Mersin, Tarsus gibi yerleşim birimlerimizde yoğun olarak bulunurlar
Ancak bu güvercinler Güneydoğu bölgemizdeki yerleşimlerin yanı sıra diğer bölgelerimizde de beğenilmekte ve beslenmektedirler. Yabancı kaynaklarda köken olarak Lübnan dewlaplarından (Lübnan gerdanlı ırkları) geldiklerine ilişkin bilgiler bulunmakla birlikte, bu bilgilerin doğruluğu tartışılabilir çünkü Adana ırkı güvercinler ile Lübnan dewlapları ile arasında gerek fiziksel gerekse uçuş özellikleri bakımından belirgin farklar bulunmaktadır. Osmanlı döneminden beri ülkemizdeki yetiştiriciler tarafından uzun yıllar içinde ırka farklı özelliklerin de katılmasıyla kendine özgü bir renk, form ve uçuş özelliği kazanan bu güvercinler, bugün Suriye’de de yetiştirilmekte ve burada bile Adana adı ile tanınmaktadırlar. Dünyada İngilizce olarak dewlap adı ile bilinen gerdanlı güvercinler ile akraba olan Adana güvercinleri, dewlaplardan ayrı bir ırksal yapıda olmamakla birlikte, farklı bölgesel özelliklere sahip oldukları için ayrı bir bölgesel grup olarak değerlendirilmelidirler. Adana güvercinleri gerdanlı güvercinler içinde ayrı bir ırk olarak yer almaktadırlar. Yurdumuzda bu güvercinlere yerel olarak, “cins”, “yerli”, “küpeli” gibi adlar verilmektedir. Küpeli (Earring Dewlap) denmesinin nedeni, Adana güvercinlerinin bazılarında görülen bir renk yapılanmasından kaynaklanmaktadır. Küpeli olarak adlandırılan güvercinlerde, kuşun kulağının altından başlayan beyaz renkli tüyler boyuna doğru bir küpe gibi uzanırlar. Adana ırkı güvercinlerimizde, yapısı diğer dewlap ırklarına göre biraz daha uzun olan güvercinler de bulunmaktadır. Uzun olanlarına “Tartaç” adı verilir ve Adana ile Ceyhan’da daha çok yetiştirilirler. yapısı kısa olan ve bu bakımdan dewlap standartlarına daha uygun olduğunu söyleyebileceğimiz diğer tipler ise “Töme” adı ile bilinirler ve Tarsus civarında daha yaygın olarak bulunurlar. Mersin civarında ise her iki tip de bulunmaktadır
Fiziki Yapıları
Adana güvercinleri diğer Dewlaplardan vücut yapısı olarak biraz daha küçüktürler ve dolayısıyla daha hafif olurlar। Bunun dışında uzun gagalıları saymazsak, tüm fiziki yapıları dewlap ırkı ile aynıdır. Çok karakteristik bir kafa biçimleri vardır. Alın kemikleri gagadan itibaren düz devam ediyormuşçasına uzanır. Alın çukurluğu yoktur. Kafanın üzerinde biraz düzlük bulunur ve bu tip de olanlar “çekiç kafa” olarak adlandırılırlar. Boyunları biraz kalın ve uzundur. Boynun altında bu güvercinlere klasik biçimini veren gerdan yer alır. Gerdan boyun derisinin belirgin ve sarkık biçimde olmasına verilen isimdir. Bu güvercinlerde gerdan hemen gaganın altından başlar ve ile gerdan arasında çukurluk bulunmaz. Bacaklar yay gibi durur. Göz renkleri genellikle kırmızı, koyu portakal ve tonlarıdır. Bazen çakır gözlü olanlarına da rastlanır. Bu güvercinlerin ayakları biraz uzun ve paçasızdır. Kanatlarda baştan itibaren 8 ya da 9 telek beyaz olmak durumundadır. Kuyruk beyaz olmaz kuşun kendi renginde olur
Renk Çeşitleri Ve Renk Yapılanması
Adana güvercinlerinin çeşitli renkleri bulunmaktadır. Mavi, siyah, beyaz, kırmızı, sarı, bunların başında sayılabilir. Bu renklerin çeşitli kombinasyonları ve tonları görülebilir. Her rengin özel bir adı vardır. Bu renklerden, örneğin mavi olanına Adana’da “Şami” adı verilmektedir. Bu adlandırmanın yanı sıra, her kuşun renk yapılanmasına ve kuşların üzerlerinde bulunan bazı işaretlere göre farklı adlandırmalar da söz konusudur. Bu renk yapılanma sıfatların başlıcaları, Başıbeyaz, Bozuk, Aynalı, Katrani, Muskalı, Gerdanlı, Küpeli ve Safi gibi adlarla bilinmektedir. Örneğin Şami denilen kuş, üzerinde beyaz renk yamaları bulunduruyorsa “Aynalı Şami” olarak adlandırılır
Sakar: Bu renk güvercinler bütünü ile siyah renklidirler, ancak telekleri beyazdır
Şami: Bu Renk güvercinler, taklacı güvercinlerdeki gök rengine benzerler. Açık mavi tonda olup üzerleri siyah şeritlidir
Zırhlı: Şami olarak adlandırılan güvercinlerde, işaret geni “pul” ise bu kuşlara zırhlı denmektedir. Bu güvercinlerin kanatları üzerinde işaret olarak şerit bulunmaz. Bunun yerine pul pul ufak lekeler halinde siyahlıklar bütün üzerine dağılmış olarak gözlenir. Bu açıdan Taklacı güvercinlerdeki çakmaklılara benzerler.Meverdi: Beyaz ve kırmızı tondaki kuşlara bu ad verilir. Kırmızının değişik tonları görülebilir. Şeritli ve şeritsiz olmalarına göre farklı şekilde adlandırılırlar. Şeritli olanlarına “çubuklu” şeritsiz olanlarına “Şarabi meverdi” denilir
Renk Yapılanma Sıfatları
Katrani: Şami olarak adlandırılan güvercinlerde işaret geni “yoğun pul” ise bu güvercinler katrani olarak adlandırılmaktadırlar. İşaret geni yoğun pul olduğunda kanatlar üzerindeki siyah lekeler bütün üzerini kapatacak şekilde yayılırlar ve kuşun kanadının üzeri siyah kaplama gibi görünür. Bu açıdan taklacı güvercinlerdeki miskilere benzerler
Küpeli: Küpeli olarak adlandırılan güvercinlerde, kuşun kulağının altından başlayan beyaz renkli tüyler bir yama şeklinde boyuna doğru uzanırlar ve burada kesilirler. Bu renk yapılanmasına küpe adı verilmektedir. Adana güvercinlerinde küpe yaygın görülen bir desendir
Sakar: Kuşun gagasının üzerinde, alnının orta yerinde bazen beyaz bir leke bulunur. Yama şeklindeki bu lekeye sakar adı verilmektedir. Adana güvercinlerinde sakar yaygındır. Muskalı adı da verilir
Aynalı: Adana güvercinlerinde kuşun vücudu üzerinde değişik yerlerinde, özellikle kanatlar üzerinde görülen beyaz büyük yamalara ayna adı verilmektedir. Bu tür güvercinler alacalı bir yapıya sahiptirler. Beyaz yamaların dağılımında belli bir düzen bulunmaz
Safi: Bu tür güvercinler beyaz ağırlıklıdır. Ancak boyun kısımları renkli olur
Uçuş Özellikleri
Her şeyden önce Adana güvercinleri renk için yetiştirilmezler. Bu güvercinlerde renk önemli değildir. Bu güvercinler tam bir performans kuşudurlar. Adana güvercinleri uçuş özellikleri bakımından diğer dewlaplardan farklı özelliklere sahiptir. Özellikle dalış şekilleri farklıdır. Adana güvercinleri fazla uzun süreli ve büyük gruplar halinde uçurulmazlar. Daha çok 3–4 kuşluk gruplar halinde uçurulurlar. Her bir gruba “Posta” adı verilir. Her posta, postadaki en iyi kuşa göre isimlendirilir. Örneğin Zırhlı postası, Küpeli Şami postası gibi. Her posta içinde bir kuş “Öncü” olarak adlandırılır. Diğerleri ise “Takipçi” olarak adlandırılırlar. Öncünün özelliği aşağıdan parıltıyı gördüğünde dalışı başlatmasıdır. Takipçiler ise öncüyü izlerler. Sadece takipçilerden oluşan bir postayı aşağıya indirmek çok zordur. Her posta uçuş stillerine göre özel olarak seçilerek birleştirilmiş kuşlardan oluşur. Bu seçimi yetiştirici yapar. Bir postayı oluşturmak gerçekten tecrübe gerektirir. Yanlış oluşturulmuş postalar, posta içindeki iyi kuşların performansını olumsuz etkiler. Uçurulduklarında havada daireler çizerek yavaş yavaş yükselirler. Nokta yüksekliğe kadar çıkabilmektedirler. Ancak yerden yönetebilmeleri için çok yükseğe çıkmaları tercih edilmez. Uçurulan bir postanın 15–30 dakika içersinde istenen yüksekliğe ulaşması beklenir. En önemli uçuş özellikleri dalıcı olmalarıdır. Yerden verilecek bir pırıltı veya işaret sonrası hızla dalışa geçerler. Dalış sırasında kuştan beklenen kanatlarını kapatmasıdır. Kanatlar açık olmamalıdır. Ancak bazı güvercinler dalma sırasında çırparlar. Bu tür kuşlar daha çok tercih edilmektedirler. Ayrıca dalış sırasında kuş sarmal dönme yapmamalıdır. Yere gelmeden az önce açarak fren yapar ve konarlar. Adana güvercinleri iki kuşun ancak sığabileceği kapısı kapanabilen küçük bölmelerden oluşan dolaplarda barındırılırlar. Dolapların kapakları geceleri kapalı tutulur. Dolap içinde her çiftin kendine ait bir bölmesi bulunur. Uysal ve sakin yaradılışlı olun Adana güvercinleri dolap içindeki kendi bölmelerine kolaylıkla alınabilirler. Hatta bölmenin kapağını açtığınızda kendiliklerinden dolaba girerler. Bu özellikleri önemlidir çünkü ikinci postanın uçurulması için ilk postanın dolaba alınması gerekmektedir. Bir posta havada iken genellikle ikinci posta uçuşa bırakılmaz. Bir Adana kuşundan beklenen yüksek uçuş ve hızlı iniştir. Adana kuşları iki tip iniş sergilerler. Düz iniş adı verilen şekilde, kuş yuvaya doğru pike yapar ve dönük bir biçimde yuvaya iner. Düz iniş daha çok Adana çevresinde gözlenir. Makaslı iniş adı verilen diğer tipte önden gelen kuş dönük olarak iner, onu takip eden kuşlar mutlaka yere doğru çırparak inerler. Bazı durumlarda öndeki kuşun da çırptığı (makas yaptığı) görülür. Makaslı inişte, iniş hızı daha fazladır. Makaslı iniş Mersin çevresinde gözlenir. İyi bir Adana kuşunun 200 m. kadar yükselmesi, 15 dakika kadar havada kaldıktan sonra 1-2 saniye içinde dalışını bitirmesi gerekmektedir. Bu kuşların dalış sırasındaki hızları 100–130 km/sn kadar olabilmektedir. Kuşlar uçurulduktan sonra aşağıdan verilecek pırıltının zamanı çok iyi tayin edilmelidir. Pırıltı, kuşların yüzü salmaya dönük olduğunda verilmelidir. Böyle olduğunda kuşların pırıltıya verecekleri yanıt çok hızlı ve seri olmaktadır. Eğer aşağıdan pırıltı verilmezse uçuşlarını 1-2 saat kadar sürdürürler
Uçuş Eğitimi
Adana güvercinlerine bu uçuş özelliklerinin kazandırılabilmesi için, 2–3 aylık yavru iken eğitime başlamak gerekmektedir. Uçuş için genel olarak güvercinler seçilirler. Ancak dişilerin de benzer bir performans göstermesi mümkündür. Eğitime tabi tutulacak yavrular, yavrulara kazandırılmak istenen özelliklere sahip diğer güvercinler ile birlikte uçurularak belli özellikleri görmeleri sağlanır. Eğitim önce hamlıklarının alınması ile başlar. Daha sonra bunu nefeslendirme takip eder. Adana güvercinleri ikili ya da üçlü gruplar halinde uçurularak alıştırılırlar. Uçuş sırasında istenen yüksekliğe çıkmaya alıştırıldıktan sonra verilen işareti takiben hızlı dalış geliştirilir. Bir yavru bu eğitimi aldıktan sonra uçuş özelliğine bakılarak öncü veya artçı olarak belirlenip düzenli uçurulmaya başlanır. Eğitimli bir Adana kuşunun bu performanslarını ortalama 8 yıl kadar sürdürebildikleri gözlenmiştir. Ömürleri ortalama 12 yıl olan bu güvercinler, 7 aylık olduklarında çiftleştirilirler. Bahar ve yaz dönemleri yavru alma dönemleridir. Bu kuşların yumurta ve tagrit dönemi adı verilen iki ayrı uçuş dönemi vardır. Tagrit adı verilen dönemde kuş dişiye karşı çok kızgın (istekli) bir durumdadır. Bu dönem kuşların uçuş sırasında performanslarının dorukta olduğu bir dönemdir. Bu kuşlardan daha iyi performans elde edebilmek için, bu kuşların yavru bakmalarına izin verilmez. Bütün ömrü içinde 1 ya da 2 kez yavru bakmaları uygun görülür. Daha fazlası uçuş performansını olumsuz etkilemektedir. Yetiştiricilerinin vereceği işaretleri anlayıp öğrenebilmesi için defalarca uçurularak antrenman yaptırılırlar. Bu güvercinler gerçekten de zeki kuşlardır. Bu çalışma temposu içinde yetiştiricileri ile aralarında belli bir anlaşma gelişir. Bu bakımdan Adana güvercinleri yetiştiricilerinin ilgisine sürekli ihtiyaç duyarlar. Adana güvercini yetiştirmek uzun bir tecrübe gerektirir. Yetiştiricinin kuşlarının özelliklerini ve kendilerine özgü yeteneklerini çok iyi algılayabilmesi şarttır. İyi bir yetiştirici elinde olmayan iyi kuşlardan iyi bir performans beklemek boşa olur. Son yıllarda yurt dışına götürülen Adana kuşlarından beklenen verimin alınamaması, yabancıların Adana kuşlarını diğer dewlap ırkları ile aynı gibi görmelerine neden olmaktadır. Bu durum kanımca yurt dışında gerçekten tecrübeli yetiştiricilerin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra Adana güvercinlerinde son yıllarda farklı gerdanlı ırklarla yapılan eşleştirmeler sonucu “Çandır” adı verilen melez ırklar ortaya çıkmıştır. Bu tür bilinçsizce yapılan eşleştirmeler sonucu Adana ırkına özgü dalma özellikleri yok olma eğilimine girmiştir. Bu durum Adana ırkı için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Adana güvercinleri son yıllarda Almanya’da çalışan Türk işçileri tarafından Almanya’ya götürüldüler. Bu nedenle bugün Almanya’da da tanılan ve bilinen bir ırkımızdır Guvercin Beslemek hakkinda bolge guvercin cinsleri sayfalarinda yer alan bu gonderi, Guvercinler ve Hayvanlar bolumunde yer almaktad?r. Adi “ADANA GÜVERCİNLERİ” olan orjinali buradad?r..

Çorum Irkı Güvercinler

Salı, 12 Şubat 2008

Çorum güvercinleri Anadolu’nun yerli ırklarından biridir. “Çorumlu” ya da daha yaygın adı ile “Çorum çıplağı” olarak bilinirler. Bu güvercinlerin “çıplak” olarak adlandırılmalarının nedeni ayaklarının paçasız olmasından kaynaklanmaktadır. Ülke genelinde fazla yaygın olmadıklarından iyi tanınan ve bilinen bir ırkımız değildir. Daha çok Çorum ilimiz ve bu ile bağlı ilçelerde ve özellikle de Alaca ilçesinde yetiştirildiği bilinmektedir. Çorum dışında ilimizde yetiştiricileri bulunmaktadır. Bu bölgelerde değer verilen bir güvercin çeşididir. Bu güvercinler taklacı güvercinlerimizin bir kırması olarak ortaya çıkmışlardır. Ülkemizde çok yaygın olan Mardin tipi taklacılarla, muhtemelen makaracı ırkların kırılması sonucu üretilmiş olan bu ırk, melez bir ırk olduğu için ülke genelinde fazla kabul görmemiştir. Oysa eski ve kendine özgü özellikleri bulunan bu ırkımızın doğru bir tanıtımla hak ettiği değeri bulacağı kesindir. Çorum çıplakları ilgi azlığından gün geçtikçe azalan ve bazı renk tipleri neredeyse tükenme noktasına gelmiş bir ırkımızdır. Bu durum yetiştiriciliğimiz açısından ve yerli ırklarımızı korunabilmesi açısından kaygı verici bir durumdur. Çorum ırkı güvercinlerin köken olarak ne kadar eskiye gittiği konusunda elimizde net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu ırkımızın Hititler döneminden bu yana Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olan Çorum ilimizden kaynaklandığı konusunda bir ku yoktur. Çorum ırkının eski yetiştiricilerinden alınan bilgilere göre bu ırkın Osmanlı devleti döneminde de Çorum’da yetiştirildiği bilinmektedir. Yetiştirildikleri yuvalarına çabuk adapte olmasıyla tanınan bu güvercinler, yetiştirildiği evi kolay unutmama eğilimindedirler. Bu nedenle 4-5 yıl aradan sonra bile ilk evine dönen lar olduğu bilinmektedir. Özellikle sağlam damarlı larda bu özellik daha da belirgindir. Çorum ili içinde eke ları alıştırmak bu nedenle biraz sorun olmaktadır. Hastalıklara karşı dayanıklı bir ırkımızdır. Yavru verimlilikleri oldukça iyidir. İyi bir yavru bakıcısıdırlar. Diğer ırklara göre daha az tüketiyor olmaları ise ekonomik bir özellikleridir.

(daha fazla…)

Güvercinlerde Hızlı Zayıflama

Çarşamba, 05 Aralık 2007

ÖMÜR

Güvercinlerim çok hızlı zayıflıyor,gögüslerinde et kalmadı, sadece kemik belli oluyor, yemiyorlar yeselerde hemen istifra ediyorlar, kursakları komple su dolu, elime alınca ağızlarıdan sular yere damlıyor. tüylerini kabartıp büzüterek duruyorlar, halsizler, yürürken büzüterek ve sendeleyerek yürüyorlar.İshal durumlarını göremedim. hastalıkları nedir? hangi ilacı kullanmalıyım? ilaçları nerden ve nasıl alırım? cevaplarınızzı bekliyorum. lütfen cevap yazın. Teşekkürler.
(daha fazla…)

Güvercin Beslemek Özet

Cuma, 23 Kasım 2007

GÜVERCİNCİ DEYİMLERİ
Tutakçı: Yabancı bekleyen

Yabancı: Acemi veya kümesini kaybetmiş güvercin

(daha fazla…)

Kuşlar Genel Bilgi

Cumartesi, 03 Kasım 2007




Kuşlar (Aves), hayvanlar aleminde uçabilen omurgalı canlıların çoğunu kapsayan bir biyoloji sınıfıdır.

(daha fazla…)

Amerikadaki Tropikal Kuşlar

Çarşamba, 31 Ekim 2007


Amerikadaki Tropikal Kuşların ilginç olanlarından «kotinga» ların özellikle ünlü üç üyeleri vardır. Her biri bir başka özelliği: Birisi görünüşü, ikincisi sesi, üçüncüsü ise flört zamanındaki davranışlarından ötürü meşhurdur. Kotolgaların doksan türü sayılmıştır. İrilikleri çıt kuşu ile karga arasında oynayan bu kuşların çok kere parlak renkli ve garip süs tüyleri vardır, ayrıca vücutlarında yer yer göz
kamaştırıcı renkte lekeler göze çarpar. Garip görünüşlü «şemsiye kuşu» nun (Cephalopterus ornatus) ismi tuhaf, fakat yerindedir. Karga iriliğindeki bu 50 santimlik mavimsi siyah türün tepesinde şişmeye elverişli muazzam bir tüy kitlesi vardır. Bu taç, açılınca tırtık tırtık bir şemsiye görünüşünü alarak kuşun tepesiyle gagasını tamamıyle örter. Şemsiye kuşlarının bir türünün kızılımsı renkte çıplak bir göğsü ve buradan sarkan püskül görünüşünde uzun bir sarkık eti vardır. Bu kuşların birkaçı bir araya gelip bağırdıkları zaman, insanın hatırına kuştan ziyade bir sığır sürüsünü getirirler.
Güney Amerika?nın kuzeyindeki «çan kuşu» (Proenias alba), grubun bir başka meşhur üyesidir. Bunun da ismi garip olduğu kadar yerindedir. Bu kotinga?nm, Güney Amerika?nın en göze batan orman kuşu olmasına sebep olan gerçekten şaşırtıcı çana benzer bir sesi vardır. Dikkate değer kuş, sık ormandaki yüksek bir tünekten çağrısını duyurduğu zaman, alnından sarkan ipimsi bir siyah et gagasını döver. çan kuşu ortalama 26 santim uzunluğundadır.
Çan kuşu?nun ormanın en göze batıcı kuşu olmasına yol açan bir başka özelliği de lekesiz beyaz rengidir. Orta ile Güney Amerika?da yaşayan «hayalet kotinga» da da (Carpodectes nitidus), aynı tüylere rastlıyoruz. Bu kuşların her ikisinde de dişiler daha ufak olup yeşil tüylerin sayesinde kamuflaj kurallarına uyarlar.
Öbür dikkate değer kotinga, bazı dillerde «kaya horuzu» da denilen «nar çiçeği kotinga» dır (Kupicola rupicola). Erkeği 30 santim uzunluğunda olan bu papağan iriliğindeki kuşun tüyleri altına çalan bir turuncu, ı ise kahvemsi siyahtır. Başında daire biçiminde garip bir tepeliği vardır. Güney Amerika’nın kuzeyinde: Özellikle Güyan’ların dağlık bölgeleriyle Kuzey Doğu Brezilya?da yaşayan nar çiçeği kotingalar mono?larla akraba olup flört zamanında onlar gibi törenlere baş vururlar.Erkeklerin daha iri, daha parlak renkli ve fazladan tüylerle süslü oluşları, yuva yapma, kuluçka ve yavruların bakımı vazifelerinin daha çok dişiye düştüğünü gösterir. Kotingalarm birçok türlerinin çok eşli olmaları muhtemeldir.
Bu ailenin üyeleri arasında özellikle nar çiçeği kotinga’nın flört zamanı dansları meşhurdur. Robert Schomburgk adındaki seyyah bir keresinde, aralarında erkekler ve dişiler bulunan bu kuşlardan yirmi tanesini, yerdeki bir açık alanı çevreleyen çalıların üzerinde tünemiş vaziyette seyrettiğini anlatıyor. ını ve kuyruğunu yaymış bir sahnedeydi Yerleri kazıyarak daireler çeviriyor, ını kaldırıp indiriyordu. Sonunda ihtimal yorulduğundan kenara sıçradı ve yerini bir başka erkeğe bıraktı. Schomburgki’in anlattığına göre, dişiler bu süre içinde devamlı ba girişiyorlar, fakat tüneklerinden kıpırdamıyorlardı. Bazı kotinga’lar bu danstan sonra flörtlerini yerde, başkaları yüksekteki dallarda devanı ettiriyorlardı.
Kotinga?larm arasında yuva yapma âdetleri de başka başkadır. Meselâ şemsiye kuşu gibi bazı türler yüksek ağaçların üzerinde değneklerden yuvalar yaparlar, başkaları asılı yuvalar örerler, daha başkaları yuva olarak ağaç kovuklarından faydalanırlar, nar çiçeği kotlnga ise mağaralarda kuluçkaya oturur. Tabiat bilginleri Güney Venezuela’daki geniş ve loş bir mağarada yerden 150 santim kadar yüksekteki bir pervazın üzerinde bir nar çiçeği kotinga yuvasına rastlamışlardı. Bu yuva çamurla ve çalı çırpıyla örülmüş ve siyah renkli kök telleriyle astarlanmıştı. Yuvanın dibinde, yerde, kuşların buraya taşıdığı zeytin iriliğinde fnıdığımsı yemişler dikkati çekiyordu. Bu türün yumurtaları koyu sarı üzerinde kızüımsı kahverengi ve mor beneklidir. Şemsiye kuşu? nun yumurtaları aksine bembeyazdır.
«Cotingidae» ailesini meydana getiren kotingalar, meyva, yemiş ve böcek bulabildikleri ormanın üst katlarında barınırlar. Bu kuşların genel olarak sert sesleri vardır. Yalnız çan kuşu bu bakımdan farklıdır. «Kapüsin keşiş kuşu» (Perissocephalus tricolor) gibi bazılarının, uluyan bir maymunun sesini andıran patırtılı bir homurtuları vardır. Bu iriliğindeki ve tarçın renkli kotinga, kabarık tüylü bir yakayla çevrili mavimsi gri renkli çıplak kafasını içine çekmiş yuvarlak bir keşişi andırır. Güney Amerika’nın kuzeyinin baştan başa çilek renginde olan «kırmızı yemiş kargaları» (Haematoderus müitaris), da garip biçimli iri kotinga?lardır. Bir başka garip görünüşlü kuş grubu da «sarkık etli çan kuşları» dır (Procnias tricarunculata). Orta Amerika?da yaşayan bu kotinga’ların rengi .kırmızımsıdır. Başlarıyle gerdanları beyazdır, gagalarının kaidesiyle yanlarından kamçıya benzer üç siyah sarkık et fışkırır.
Tabiat bilginleri 15- 25 santim uzunluğundaki ufak kotînga’ları gerçek kotingalar olarak ele alırlar, Bunların birçoğu parlak renkli ise de, bazıları grimsi ve sönük renklidir, ayrıca erkekle dişi arasında renk ayrılığı yoktur, «pompadour gevezesi» de denilen «şarap rengi kotinga» parlak renklilerden biridir. Kuşa Kralı 15. Louis’in gözdesinin şerefine bu ad verilmiştir. Bu kotinga?lardan biri Madam dö Pompadour’a hediye edilmek üzere yola çıkarılmış, fakat bir İngiliz firkateyninin eline geçmişti.
Şarap rengi kotinga’nın rengi adından bellidir, saçımsı tüyleri ve burulu kanat örtü tüyleri vardır. ı lekesiz beyazdır. Dişilerle ergin olmayan erkeklerin karnı gri, sırtı kurşunidir. Ormanların üst katlarında yaşayan bu kotinga?ya Güney Amerika?nın birçok kısımlarında rastlanır.
«Adi gri kotinga» (Lipaugus vociferans) tropikal orman kuşlarının en yaygım ve en meraklısıdır. Nar bülbülü iriliğindeki bu gri kuş, bıkıp usanmadan avcıları takip eder ve kargaşalık olan yerlerde birdenbire ortaya çıkar.
Tabiat Bilim Adamları «kırmızı başlı mono» yu (Pipra mentalis), Panama’da bir orman ağacının yerden 9 metre yüksekliğindeki dalında dansederken seyretmişlerdi. Bu çalışkan delikanlı üst üste birkaç gün flört alanında kalarak basit tüylü dişilere hırslı hırslı kanat çırpmış ve birkaç tanesiyle buluşmanın yolunu bulmuştu. Fakat dişi monolar bundan sonra kendi kendilerine başlarının çaresine bakmak zorunda kalmışlardı. Yuvayı yapmak, yumurtaların üzerinde kuluçkaya oturmak ve yavruları büyütmek sorumluluğu tamamiyle onlara düşüyordu.
Amerika balta girmemiş ormanlarının yerlileri olan bu monolar, serçe iriliğinde kuşlardır. «Pipridae» ailesini meydana getiren elli dokuz türün erkekleri koyu kırmızı, mavi ve altın renkli son derece parlak tüylere bürünmüştür. Fakat donuk zeytuni ve gri gibi daha az göze çarpıcı orman renklerinde olanları da vardır. Dişi monolarm da bu donuk renklerde oldukları tahmin edilebilir.
Tipik mono, kısa gagalı, kuvvetsiz bacaklı, kare kuyruklu, tıknaz bir kuştur. Kanat kemikleri garip şekilde basılmıştır. Ön kolundan çıkan acayip biçimli kanat teleklerinin kaim sapları vardır. Kanat kemikleriyle tüylerinin şekli, sessiz mono’ ların çıkardıkları gürültünün kaynağıdır, Daha çok üreme mevsiminde duyulan ın takırtısı, mono’ larda, dişilerin gözüne girmek ve başka erkekleri korkutmak için ötüşün yerini alır, Monolar ötücü kuşların bağıranlar üst - familyasına girerler.
Orta Amerika «Gould monosu» (Manaeus vitellinus), flört zamanında kendine öz ilginç bir dansı olan 10 -11 santimlik bir kuştur. Bunun flört alanı yerdedir. burada paspas genişliğinde bir alanı kaplayan yaprakları ve çalı çırpıyı süpürdükten sonra, burayı titizlikle muhafaza eder. Yeşil renkte bir kuş olmakla beraber, tepesi, kanatlan ve kuyruğu koyu siyah, gerdanı ile yüzünün yanları ise parlak bir turuncumsu altın rengidir.
İspinoz iriliğindeki bir başka mono’nım (Teleonoma filicauda), kuy ruğunun hemen hemen 4 santim ötesine kadar uzanan kılımsı tüyleri vardır. Bu mono’mm sırtı siyahtır, al renkli bir tacı, kanarya sarısı yüzü ve karnı vardır. «Mızrak kuyruklu mono» (Chiroxiphia lanceolata), ispinoz iriliğinde bir siyah kuştur. Bacaklarıyle başının tepesi al renkli, sırtı mavidir. «Miğferli mono» nun Antilophia galeataj, erkeği pırıl pırıl bir kırmızı miğferi olan kahvemsi siyah renkte ve serçe iriliğinde bir kuştur. Dişisi donuk bir zeytuni gri rengindedir. Bu parlak renkli tropikal kuşak türünün en olağanüstü üyelerinden biri gerdanı şişen, «beyaz enseli mono» dur (Manacus candaei). Orta Amerika’nın bu kuşunun sırtı siyah, karnıyla göğsü sarıdır, enli bir beyaz yakası ve gerdanında kabarmaya elverişli uzun beyaz tüyleri vardır.

Peçeli baykuş

Çarşamba, 24 Ekim 2007


Peçeli baykuş (Tyîo alba) muazzam miktarlarda fare ve sıçan yer. Bu iştahı insanlara en büyük iyiliktir. Yaklaşık olarak 43 santim uzunluğundaki un o kadar garip bir görünüşü vardır ki, bazı yerlerde «maymun suratlı baykuş» diye bilinir. Ergin olanlarının sırtında gri renk üzerinde siyahla çevrili beyaz lekecikler vardır. Bu gri renkli kısımlar arasında, özellikle boynun yanlarında, pas sarısı renk görünür. Uçma tüylerinde bu pas sarısı renk gri yollarla yan yanadır. Peçe tüyleri çok zaman grimsi beyazsa da, bazen tüm olarak pas tonlu kahverengi de olabilir. Bu baykuşların başlan iri ve geniş, kanatları büyük, kuyrukları orta uzunlukta, bacakları uzun, tüyleri ipek gibi yumuşaktır. Kulak kepçesi bunlarda olağanüstü iridir. Peçelerinin yuvarlak yerine yürek biçimli olmasıyle de başka baykuşlardan ayrılırlar.
Pisboğazlığım gördüğümüz peçeli baykuşun, iyi bir avcı olmasına yardımcı tertipleri vardır. Bacaklarının veterleriyle kemikleri arasında, başka yırtıcı larda olduğu gibi, özel bir bağlantı vardır, öyle ki bacak bükülünce pençeler de otomatik olarak kıvrılmaktadır. Baykuş, bacaklarını gererek avının üstüne indikten sonra, ağırlığı, bacaklarının bükülmesine sebep olmakta, bu arada pençeleri de kıvrılarak bahtsız farenin veya sıçanın etine saplanmaktadır. Aynı tertip birçok ların, geceleri, tünedikleri dalı otomatik olarak kavramalarını sağlar.
Peçeli baykuş daha çok sıcak bölgeleri tercih etmekle beraber, Kuzey Avrupa ile Kuzey Asya dışında dünyanın hemen her yerinde de bulunur. Pasifik’in Fiji adaları gibi ıssız köşelerinde bile rastlanır. Bu baykuşlar ağaç kovuklarından başka, kilise kulelerinde, eski şatolarda, kalelerde, her türlü harap binada ve başka lar tarafından terk edilmiş kaya aralıklarında barınırlar. Girdikleri yapıların karanlık köşelerinde gündüzleri sessiz sedasız otururlar. Yakınlarında kilise çanlarının çalınması veya yanlarından güvercinlerin gelip geçmesi onları rahatsız etmez.İnsanlara ve faaliyetlerine de güvercinlere olduğu kadar alışmışlardır. Uykuları gayet hafiftir. İnsanın, fark ettirmeden bu baykuşun yanma sokulmasının imkânı yoktur. Peçeli baykuşların, en ufak bir tehlike karşısında derhal uçarak uzaklaşmaları, gün ışığında da iyi görebildiklerini gösterir. Karanlık bastırırken, sığındıkları binayı, iyi bildikleri ve gündüz vakti de kolayca bulabildikleri bir delikten terk eder ve toprağın hemen yukarısında hayalet kadar sessiz uçarlar. Bu arada salıverdikleri çığlıklar kuş seslerinin en çirkini olarak tarif edilmiştir. Geceleyin köy yollarında, hiç ürkmedikleri insanların başının etrafında gölge gibi uçmaları pek çok kişiyi korkutur.
Küçükken yakalanıp kafes içinde beslenen peçeli baykuşlar kolay evcilleşirler, ellenmelerine ve elde taşınmalarına müsaade ederler, hatta sahiplerinin evine girip çıkmaya alışırlar. Peçeli baykuş insanlara en faydalı ların arasında yer aldığına göre, mutlaka korunması lâzımdır. Almanya’nın Holstein bölgesindeki köylüleri bunu çok iyi anladıklarından ambarlarının veya evlerinin damında peçeli baykuşun girip çıkması ve yapıdaki sıçanları yok etmesi için mutlaka bir delik bırakırlar. Buna karşılık baza ülkeler halkının bu baykuşlar karşısındaki tutumu buna taban tabana zıttır. Böyleleri için peçeli baykuş uğursuz bir tur, bir eve girip çıkması ya da pervazlarından birine konması, ev halkından bir kişinin mutlaka öleceği anlamına gelir.

(daha fazla…)

Baykuşlar

Çarşamba, 17 Ekim 2007


Baykuş, Strigiformes (gece yırtıcıları) takımından gece avlanan yırtıcı kuş türlerine verilen ad.

(daha fazla…)

Baykuş

Çarşamba, 17 Ekim 2007


Baykuşlar yırtıcı kuş olarak gündüz - yırtıcılarına kıyasla büyük bir avantajları vardır. Atmacaların, çaylakların, güçlü ının çıkardığı «vırr» gibilerden bir sesle avlarının üzerine inmelerine karşılık, onlar, tüylerinin havlara boğulmuş olması sayesinde, aynı öldürücü inişi tam bir sessizlik içinde başarırlar. Baykuş, geceleri ortalıkta dolaşan kemirici, soreks ve başka küçük memeliler için tevekkeli yüzde yüz ölüm değildir. Zararlı kemiricilerle böcekleri yok ettiklerine göre, baykuşların, insanoğlunun açısından kuşlarımızın en değerlileri arasında bulunmaları gerekir. Baykuşlar avlarını yerken, bunlardan sıçan gibi küçük olanlarını bütün olarak yutarlar. eylemi tamamlandıktan sonra da, kurbanlarının kürk parçaları ile sindirilmeyen kemiklerini küçük topaklar şeklinde kusarlar. Baykuşların tüneği etrafında bazen bol sayıda rastlanan bu topaklar, dikkatle incelenince, bu kuşların nelerle beslendiklerine dair değerli bilgi verirler.
Baykuş geceleri faal bulunduğuna ve yırtıcı bir kuş olduğuna göre, tüylerinin parlak renkli olmaması gerekir ve değildir de. Buna kargılık tüylerinde aynı rengin çeşitli tonlarına ve gayet çetrefil desenlere rastlanır. Baykuşun gözleri de gece hayatına ve gece avcılığının şartlarına uymuştur. Baykuş gözleri bir kere çok iridir, bu sayede, geceleyin var olan pek zayjtf ışıktan azamî derecede faydalanır.
Baykuşlar bundan başka, her iki gözlerinin de yüzlerinin önünde olup ileriye bakması bakımından kuşların çoğunluğundan ayrılırlar. Öbür kuşlar bir cisme bir defada yalnız bir tek gözleriyle bakabilirleri Baykuşların, işitme duygulan da başka kuşlara kıyasla avantajlıdır. Gerçek dış kulak hiç bir kuşta yoksa da, baykuşların kulak deliklerini çeviren tüyler ince ve kılınışıdır, bu tertibin ise, ses dalgalarının kulağa girmelerini kolaylaştırması mümkündür. Bazı baykuşlarda kulak deliklerinin başka kuşlardakinden iri olduğu da görül müştür.
Baykuşun ı enli ve uzun, kuyruğu çok kere kısadır. Gagası kökünden itibaren kuvvetli kancalıdır. Pençelerine kadar tüylü bacakları orta uzunlukta, pençeleri iri, uzun, kuvvetli kavisli ve olağanüstü sivridir.
Birçok yırtıcı kuşlarda olduğu gibi, baykuşlarda da dişi erkeğinden büyüktür. Birçok baykuş türleri ağaç kovuklarında, başkaları kaya aralıklarında, terk edilmiş evlerde, çeşitli memelilerin inlerinde, hatta doğanlarla kargalar tarafından terk edilmiş yuvalarda yumurtlarlar. Sayısı, türüne göre 2 ile 10 arasında oynayan beyaz yumurtalar, kuşların coğunluğunkinden yuvarlaktır. Bu tertip, kuluçkada oturan kuşun onları, ağaç kovuğu gibi dar köşelerde evirip çevirmesini mümkün kılar. Bazı baykuşlar bir kartalın yuvasına sahip çıkacak derecede kavgacıdırlar. Yavru baykuşlar havla örtülüdürler ve muazzam iştahlarına rağmen gayet ağır olgunlaşırlar.
Akıl sembolü sayılan baykuş zeka bakımından birçok gündüz-yırtıcılardan geridir. Bütün baykuşlar ürkektir, fakat ihtiyatlı değildir, dostlarını tanımayı ender olarak öğrenirler ve bütün yabancılara karşı düşman gibi davranırlar. Daima hiddetli ve gaddardırlar. Kendi türlerinden kuşlarla iyi geçinirlerse de, bazen pisboğazlığa kapılırlar, bu sırada, yıllardır bir arada yaşayan iki baykuştan biri hayat arkadaşını tereddütsüzce parçalayıp yiyebilir. Aynı yuvada büyüyen kardeşlerin dahi bazen boğuştuğu ve kuvvetlinin zayıfı öldürüp yediği olur.
220 türü bilinen baykuşlar, bütün kıtalara yayılmışlardır: Kutup bölgelerinden ekvatora, deniz seviyesinden 5 000 metrelik yükseklere kadar her yerde yaşarlar. Ormanları tercih ederlerse de, bozkırlardan, çöllerden, çıplak dağlardan ve kalabalık şehirlerden de eksik olmazlar. ile Asya’nın çok kuzeylerinin baykuşları gerçek anlamda göcücü değillerse de, kar yağışlarında yurtlarını bırakarak daha güneylere inerler.
Tabiat bilginleri, baykuşları çok kere gerçek baykuşlar (Strigidae) ve peçeli baykuşlar (Tytidae) diye iki ayrı aile halinde ele alırlar.

Afrika yaban domuzu

Pazartesi, 15 Ekim 2007


Afrika yaban domuzu, afrika çalı domuzu ve kızıl renkli ırmak domuzu olarak da adlandırılmaktadır.

(daha fazla…)