‘anne’ olarak etiketlenmiş yazılar

Antalya Güvercinleri

Pazar, 11 Ocak 2009

Taklacı Güvercinler

(daha fazla…)

Ankara güvercin

Pazar, 11 Ocak 2009

Taklacı Güvercinler

(daha fazla…)

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Pazar, 11 Ocak 2009

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

İnsan, dünyaya geldiğinde, daha bebek iken gözlerini açar açmaz çevresindekilerini hissetmeye çalışır. Yemeği, içmeyi, emeklemeyi, yürümeyi, koşmayı ve konuşmayı öğrenir. Kendisini ve çevreyi algılamaya çalışır. Tüm bunlara karşın yine de yardıma muhtaçtır.

(daha fazla…)

Etçi Güvercinler ve Güvercin Yetiştiriciliği

Pazar, 09 Mart 2008


ETÇİ GÜVERCİN IRKLARI


3.1. King Güvercinleri
3.2. Carneau Güvercinleri
3.3. Mondaine Güvercinleri
3.4. Renkli Teksas Güvercinleri
3.5. Homer Güvercinleri
3.6. Diğer Irklar

(daha fazla…)

Taklacı Güvercinler

Perşembe, 07 Şubat 2008

Günümüzde Dünya üzerinde beslenen çoğu nın soyu Anadolu ‘da yetiştirilen güvercinlere dayanmaktadır. Taklacı mızın kökleri göç edip geldiğimiz Orta Asya topraklarına kadar gitmektedir.
Rus tarihçileri , Rus nın Türk güvercinlerinden geldiğini defalarca açıklamışlardır. Avrupa ‘ya yapılan seferler esnasında at koşturan atalarımız taklacı güvercinlerini de yanlarında götürüp oynatırlardı. Günümüzde Avrupada da bizim mıza rastlamak çok mümkündür.
(daha fazla…)

Mendel genetiği

Salı, 29 Ocak 2008

Mendel genetiği, Mendelizm ya da Mendel kanunları, Avusturyalı bir papaz olan Gregor Mendel‘in genetik bilimiyle ilgili olarak bulduğu klasik genetik kanunlarıdır.

(daha fazla…)

Keçiler ve koyunlar

Pazartesi, 12 Kasım 2007


Doğal hayatta keçilerle koyunları ayırt etmek her zaman kolay bir iş değildir. İkisi de, dünyanın yüksek yerlerinde barınan dağ hayvanlarıdır. İkisi de geviş getirenlerdendir. İkisinin de tüylü postları ve içi oyuk boynuzları vardır. Fakat arada birbirleriyle karıştırılsalar dahi, koyunlarla keçilerin arasında belirli ayrılıklar dikkati çeker.
Yaban keçisi, yaban koyunu’na kıyasla genel olarak daha emin adımlar atan ve daha çok macera seven bir hayvandır. En kaba yiyeceklerle beslenebilir. Otlu bayırlarda otladığı görülürse de, karnım doyurduktan sonra emniyette olmak ve uyuklamak amacıyla yükseklerdeki bir kayanın üzerine çekilir. Keçinin boynuzları arkaya ve yukarıya yönelir, buna karşılık koyunlarınkiler genel olarak helezon kıvrımlıdır. Çoğu keçilerin belirli bir sakalları ve kuvvetli bir kokulan vardır. Gerek koyunlar, gerekse keçiler Milâttan Önce 3 000′den evvel ve büyük bir ihtimalle sığırlardan da önce evcilleştirilmiştir.
Yaban keçileri Avrupa’da, Orta Asya’da ve Kuzey Afrika’da yaşarlar. Yaban koyunlarına Kuzey Yarımküresinde ve bu arada Kuzey Afrika’da rastlıyoruz. Koyunlarla keçiler, «boynuzlugü» (Bovidae) ailesinin bir ait familyasıdır. Amerika grubunun en gösterişli hayvanı olan «Kaya dağları iri boynuzlu Kanada koyunu» sadece Yeni Dünya’nın bir yaratığı değildir Sibirya’da da yakın akrabaları bulunur.
Keçiler insanlara çok uzun zamanlardan beri süt, yağ, peynir ve et temin ederler. Tevratta yer yer onlardan bahis vardır. Hazreti Eyüp’ün keçilerinin kurtları mat edecek kuvvette oldukları, içlerinden bazılarının ise ayıları boynuzlarına takarak taşıdıkları ileri sürülmüştür. Tevratta adı geçen su ve şarap kapları keçi derisinden yapılırdı.
Filistin’de eskiden keçiler her gün pazara götürülür ve müşterilerin kapısında sağılırdı. Bayramlarda kurban olarak da bu hayvandan çok yararlanılırdı. Bugün dahi bir Arap aşiret reisi misafir ağırladığı zaman, derhal bir oğlak öldürülür, ve pişmeye konulur.
Koyunun yünü gibi, keçinin kılı da giyim eşyası yapımında kullanılır. Bu güzel ve iri keçilerin erkeklerinin helezon kıvrımlı, gösterişli boynuzları vardır. Fakat en dikkate değer özellikleri yalnız başlarını,kulaklarını ve bacaklarının alt kısmını açıkta bırakan çoğunlukla beyaz ve kıvırcık tiftiktir. Bu yünümsü kıllar, hayvanın boynunda 20 santim, vücudunda ise 16 santim uzunluğunda olabilmektedir. Ünlü tiftik veya öbür adıyla moher, Ankara keçilerinden elde edilir. Türkler bu türün tekelini uzun zaman ellerinde bulundurmuş iseler de, Ankara keçisi bugün Güney Afrika’da ve Avustralya’da da bol mikyasta üretilmekte ve oralarda anayurdundakinden de daha kaliteli bir tiftik vermektedir. «Keştatr keçisi» de bütün dünyada üstün kaliteli yapağısıyla meşhurdur. Bu kısa bacaklı, zarif, fakat kanaatkar yaratık pek az yiyecekle yaşayabilmektedir. Keşmir keçisi, bir zamanlar Keşmir ovasının ve Himalayaların zirveleri bulutlara değen dağ silsilelerinin yerlisiydi. Bu keçinin tiftiğinden yapılan kazmir (kaşmir) adındaki ünlü dokuma ve şallar tâ Roma Sezar’larmın zamanında meşhurdu. Kazmir dokumaları bir zamanlar sadece krallara ve saraylar halkına lâyık görülürdü. Bugünkü kazmir İpliğinin pek azı Keşmir’den gelir, üstün kaliteli kaşmirler Çin’in, Moğolistan’ın ve Tibet’in mahsulüdür. Bu tiftik hayvanın postundan taranılarak çıkarılır.
(daha fazla…)

Kırlangıçlar

Perşembe, 08 Kasım 2007

Kırlangıçlar, ötücü kuşların en güzellerindendirler. Aralıksız olarak sinekleri ve başka böcekleri kovalarken son derece zarif bir uçuşları vardır. Çiftçi, ekin tarlasını biçerken, çok kere, rahatsız olarak kaçan böcekleri yakalamak üzere biçicinin demirinin geçtiği yerlere konup havalanan bir kırlangıç grubu tarafından takip edilir. Bu ların kısa, yassı ve üst yarısının ucu kancalı gagalarının çok fazla açılabilmesi bol sayıda böcek kapmalarına yardım eder.
Dış görünüş bakımından kara sağanlara çok benzeyen zarif küçük kırlangıçların göğsü enli, boynu kısa, başı yassıdır. Bacakları kısa ve kuvvetsiz, kanatları uzun, dar ve çok sivri, kuyrukları çoğu zaman derin çatallı, tüyleri kısa ve üstte madenî parıltılıdır.
Kırlangıçlar bütün kıtalara, bütün enlemlere ve bütün yüksekliklere yayılmışlardır. Birçokları insanların evlerine sığınırlar, başkaları dik kaya veya toprak duvarlarına yerleşirler, daha başkaları yuvalarını ağaçların üzerinde bina ederler. Yazı ile kışı arasında çok fark olan bölgelerde yuva yapanları göçücü tur.
Kırlangıçların hareket şekli uçmaktır. Yerdeki yürüyüşleri, akrabaları kara sağanların sürünmesinden biraz üstünse bile gene enikonu beceriksiz sayılır. Ötüşleri, insana neşe veren bir cıvıltıdır. Kırlangıçlar şen, sokulgan ve biçimli olduktan başka, gerçekten cesurdurlar. Çevrelerini dikkatle gözden geçirir, dostlarını, düşmanlarını öğrenir ve ancak lâyık olana itimat ederler.
Bütün kırlangıçlar böcek avcısıdır. Fakat daima havada avlanır, duvarların üzerinde duran böcekleri dahi uçarken yakalarlar. Kaptıkları avı parçalamadan yutarlar. Su içişleri dahi uçarkendir. Uçarak yıkandıkları tesbit edilmiştir. Su yüzeyinin hemen yukarısında kanat çırparken, birdenbire aşağı çöker, ya gagalarını, ya da vücutlarının bir kısmını suya daldırır, sonra silkinerek ıslanan tüylerini kuruturlar.
Kıyı kırlangıcı, yıllık 35 000 -36 000 kilometrelik gidiş-dönüş göç yolculuğu ile meşhurdur. Bu akıllara durgunluk verici yolculuğu göze alan kıyı kırlangıçları, önce Kuzey Kutbu’nun yazı esnasında üreme alanlarında dört aylık devamlı gün ışığmln tadını çıkarırlar. Bu lar kuzeydeyken Kuzey Kutbu’yle 8 derece daha güneyi arasındaki akta yaşarlar. Bununla beraber bu türün bazı üyeleri de 40 derece kuzey enlemi kadar güneyde yuva yaparlar.
Birçok türleri, dış duvarı tükrükle perçinlenmiş kil topakları görünüşünde olan marifetli bir yuva yaparlar. Yuvada 4-6 yumurta bulunur. Dişi tek basma kuluçkaya oturur.
Yaşamak için sınırsız bir hürriyete ihtiyaç duyan kırlangıçlar, esaret hayatına gelemezler. Roma’lılar onlardan posta güvercini gibi faydalanmışlardı.
Kırlangıçların en iyi bilineni «kır kırlangıcı» veya öbür adıyla «adi kırlangıç» tır (Hirundo rustica). Kutup Dairesi’nin güneyindeki bütün Avrupa’da, Batı ve Orta Asya’da bulunan bu tür aynı zamanda Birleşik Amerika’nın en iyi bilinen kırlangıcıdır. Bütün kırlangıçlar gibi bunun da ufak ve zayıf bacaklarıyle ı vardır, dallara rahatça tüner, fakat ender olarak yürümeye kalkışırlar. 18 santim uzunluğundaki bu güzel un sırtı parlak bir mavimsi siyah, göğsü kızlımsıdır. Uzun ve çatallı kuyruğu beyaz beneklerle süslüdür.
Bu kırlangıç eskiden yarlarda yuva yapardı, ama şimdi yuvasını samanlıkların ve başka binaların pervazlarının veya kirişlerinin üzerinde bina eder. Kır kırlangıcı böylece, gerek bol miktarda zararlı böcek yutması, gerekse de bizlere yakın yaşaması sebebiyle en yakm dostlarımızdandır. Tükrükle perçinlenmiş çamurdan meydana gelmiş yuva, içi oyuk bir kürenin dörtte biri görünüşündedir. Altında hafif bir destek bulunması şartıyle herhangi bir duvara yapıştırılabilir. Bir kır kırlangıcı çifti böyle bir yuvayı güzel havada 8 günde tamamlar. Yuvanın eni yaklaşık olarak 20, derinliği 10 santimdir. Dişi kır kırlangıcı, kıllar, tüyler ve benzeri yumuşak maddelerle astarlanmış böyle bir yuvanın içine tarçın renginde benekli 4-5 beyaz yumurta yumurtlar. Bu lar bazen bir tek mevsimde iki parti yavru çıkardıkları gibi, aynı yuvayı üst üste yıllarca kullanabilirler.
Kırlangıçlar, zarif, son derece faydalı ve sokulgan lardır.
(daha fazla…)

Lir Kuşları

Pazartesi, 05 Kasım 2007


Lir kuşu, güzel desenlerine sahip iki kuş türünün ortak adı.
Muhteşem lir kuşu, büyük kahverengi sülüne benzer. ı kırmızımsı ve kahverengi, gagası, bacakları ve ayakları siyahtır. Yetişkin erkek çok süslü bir kuyruğa sahiptir. Lir kuşu kuyruğunu gösterdiğinde lir şeklini alır. Dişilerin ve genç erkeklerin de kuyrukları vardır fakat özel tüylerden yoksundur. Muhteşem lir kuşunun kuyrukları 80-100 cm uzunluğunda olup, dişilerinki erkeklerden daha kısadır.
Muhteşem lir kuşunun şarkısı bir dereceye kadar meşhurdur. Şarkılarının yaklaşık % 80 ‘i usta, becerikli mimikleri içerir. Tabii ve mekenik seslerin her ikisini de taklit eder. Ve eşsiz bir potpuri şeklinde birleştirir.
Zincir testere, araba motoru, köpek havlaması ve yerel kuşların seslerini taklit eder. İnsan etrafının bir kuş sürüsü ile çevrildiğini hisseder. Halbuki bu sesleri yapan sadece bir tek lir kuşudur.
Avustralya’da bulunan diğer bir lir kuşu Albert lir kuşudur. Bu kuş daha ziyade kırmızı renkte olup dişilerinin kuyruğu daha az detaylıdır.Bu isim ona İngiltere Kraliçesi Viktorya’nın kocası Albert’in onuruna verilmiştir.
Kuşun ismi, erkeğinin kuyruğunu gösterdiğinde lire ( Müzik aleti ) benzemesinden gelir. Dışdaki iki tane kalın beyaz ve kahverengi tüyler bir çerçeve şeklini oluşturur. Bu tüyler iki yaşından sonra olgunlaşır.İçerdeki daha ince tüyler ise telli çalgılar gibidir.
Lirkuşu örümcekler,solucanlar,böcekler bazende tohumlar ile beslenir.Yiyeceklerini ayakları ile yaprakları karıştırarak bulur.yiyecek bulme peşine yalnız çıkar.Fakat dişiler ve genç erkekler beraber beslenirken görülebilir.
Lirkuşu,güney doğu Avustralya ana kıtası ve güney Tasmanya’da nemli ormnlarda bulunur.Toprak meskenli bir kuştur.Fakat geceleyin ağaçlarda tüner.Kuşlar daimi ikametgahlı olup,bölgelerinden pek uzaklara gitmezler.Nadiren uzaklar giderler ve 10 km ev merkezli bir alan içinde bulunurlar.
Lirkuşu hersene Nisan ve Ekim ayında ürer.tek yumurta üzerine oturur.Erkekler çeşitli dişi ile çiftleşir.Dişi yuvayı kendisi yalnız yapar. dönemi yaklaşık altı hafta sürer.Yumurtadan çıkan yavru ile annesi ilgilenir.Yavru yuvayı ancak 6-10 hafta sonra terk edebilecek duruma gelir.

Kokulu Sinek (bit arslanları)

Cuma, 19 Ekim 2007

Kokulu Sinekler genellikle bit arslanları (Chrysopidae) ailesi üyeleri bütün dünyaya dağılmışlardır ve her yerdekiler aşağı yukarı birbirine benzer. 425 kadar türleri sayılmıştır.
Bütün türlerin sayısız toplardamarlar tarafından ağ gibi katedilmiş oval kanatları vardır. Çoğu yeşil kanatlı olmakla beraber, sarıları, esmerleri, kahverengileri de vardır. Hepsi pırıl pırıl ve saydamdır. Yunancadaki altın ve göz anlamındaki kelimelerden alınma Chrysopidae bilimsel adı, aileye, ergin üyelerin iri, petek tipinde ve aralıklı olan altın renkli gözlerinden dolayı verilmiştir. Bit arslanı adı aslında, bitki bitleriyle ve başka böceklerle beslenen larvalara aittir.

(daha fazla…)