‘ankara güvercin’ kategorisi için Arşiv

Taklacı Güvercinler

Pazar, 18 Ocak 2009

TAKLACI IRK GÜVERCİNLER
Köme güvercinlerinin yanı sıra Doğu Türkistan’da ‘beyaz kağıt oyun güvercini’ ve ’siyah pars oyun güvercini’ adı ile bilinen ırlarından, iki ya da üç çeşit güvercinin bulunduğuna ilişkin bilgiler vardır. Taklacı ırkın diğerlerinden daha yüksek uçtuğu ve uçarken takla attığı belirtilmektedir.
Bu anlatımlardan kökeninin orta Asya ve Türkler olduğunu anladığımız taklacı güvercinler, Türklerin göçleri ile birlikte dünya üzerine yayılmışlardır. Bugün dünyada, Turkish Tumbler, Asiatic Clap Tumbler, gibi adlarla tanınmaktadır. Bu ın uçuş ve oyun adı verilen takla atma özellikleri her zaman ön planda tutulur. Bu nedenle bir performans güvercinidir.
Kaynak:
ESKİ ÇAĞLARDA, TÜRKLER DE VE
OSMANLILAR DA GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİ:

Güvercin Kökeni Anadolu mu ?

Cumartesi, 17 Ocak 2009

Güvercin Anadolu Kökenli Mi ?
Evcil güvercinlerin Asya’dan, Mısır ve Mezopotamya’ya doğru bir yayılım izlediği ve buradan da Anadolu’ya geldiği düşünülmekle birlikte son yıllarda yapılan araştırmalar ve özellikle arkeolojik ve etimolojik ( dilbilimsel ) incelemeler, güvercinin Anadolu’da çok eskiden beri bilindiğini ve Anadolu kökenli olarak yayılmış olabileceği de düşündürmektedir. Hitit İmparatorluğu döneminde Anadolu’da bir kuş kültürü olduğu bilinmektedir. Asya’da bulunmayan bazı kuş türlerinin bu kültürde yer alıyor olması, bu kültürün Asya kökenli olmadığını göstermektedir. Gene Mısır ve Mezopotamya’da makbul kabul edilen ve saygı gören baykuş karga ve akbaba gibi ın Anadolu kültüründe ölümü ve uğursuzluğu çağrıştırdığı için yer almıyor olması, Anadolu’nun kendine özgü bir kuş kültürü geliştirdiğini ortaya koymaktadır. ağızlı olarak tabir edilen ve özgün Hitit formunu oluşturan testiler bu kültürün sanata yansımalarıdır.
Ayrıca bulunan bazı çivi yazılı tabletlerden Anadolu’da güvercin yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Anadolu’nun Hitit öncesi dönemde, geçmişi paleolitik çağa kadar uzanan çok köklü bir yerleşime sahne olduğu, son dönemde yapılan arkeolojik kazılarla ortaya çıkartılmış durumdadır. Tarih öncesi olarak adlandırılan bu ve onu izleyen dönemlerde Anadolu, dünyanın en önemli yerleşim birimlerine ev sahipliği yapmaktadır. Çatalhöyük’ten Hacılar’a, Canhasan’dan Alacahöyük ve Hattuşaş’a kadar uzanan şehir tipi yerleşimler o çağlarda dünyanın en önemli yerleşim ve uygarlık birimleridir. Böylesine köklü bir alt yapı üzerinde kendine özgü kültürel oluşumların gelişmesi son derece doğaldır. Gerek bu dönemde gerekse Asur ticaret kolonileri ve Hitit dönemlerinde Anadolu ile Mısır ve Mezopotamya arasında çok canlı bir ticari ilişki bulunmaktadır. Bu ticari ilişki sayesinde bölgelere özgü farklı nın da yayılmış olduğu tahmin edilmektedir.
Hitit imparatorluğunun başkenti olan Hattuşaş bölgesinde ( Boğazköy ) bugün Çorumlu ( Çorum çıplağı ) olarak tabir edilen güvercin ırkının soyunun Hititler dönemine kadar dayanabileceği bazı etimolojik araştırmalara dayanılarak Polonya Bilimler Akademisi Türkologlarından Edward Tryjarski tarafından belirtilmektedir.
Edward Tryjarski, güvercinin paleolitik çağın sonlarına doğru yani günümüzden yaklaşık 12.000 yıl önce Anadolu’da evcilleştirildiği ve buradan dünyaya yayıldığı görüşündedir. Ancak bu görüşü destekler arkeolojik bulgular henüz yoktur. Bunun yanı sıra günümüzden 10.000 yıl öncesinde Anadolu’da, mezolitik çağ olarak adlandırılan dönemde avcılığın sistemli hale geldiği ve başta köpek olmak üzere bazı hayvanların evcilleştirildiği arkeolojik bulgularla kanıtlanmıştır. Bu dönem ve onu izleyen neolitik çağda güvercinin de evcilleştirilmiş olabileceği düşünülebilir.
Bunun yanı sıra Anadolu’nun dışında da güvercinlerin evcilleştirildiğine ilişkin bilgiler bulunmaktadır. Tevrat’ta yer alan Nuh peygamber efsanesinde, gemiden salınan kuş, bir güvercindir. Tevrat’ta yer alan bu efsanenin kaynağının eski Sümer ve Babil efsaneleri olduğu bilinmektedir. Benzer anlatımların ümerler’de Gılgamış destanında da bulunması eski dönemlerde Mezopotamya’da güvercinin evcilleştirilmiş olabileceğini düşündürmektedir.
M.Ö 3000 yılına ait Mısır kayıtlarında, 5. Mısır hanedanlığı zamanında güvercinlerin yemek amacı ile yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Bu dönemlerde güvercin hem eti hem de gübresi için yetiştirilmekteydi. O dönemde güvercin eti sofraların makbul bir yiyeceğiydi. Güvercin gübresinden yararlanmak için de güvercin kulesi adı verilen yüksek ve üzerinde güvercinlerin girebilecekleri delikler bulunan kuleler yapılmaktaydı. Bu yapılar, Anadolu’da yakın tarihe kadar bulunan Boranhaneleri çağrıştırmaktadır.
Kaynak:
ESKİ ÇAĞLARDA, TÜRKLER DE VE
OSMANLILAR DA GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİ:

Eski Çağlarda Güvercin Yetiştiriciliği

Cumartesi, 17 Ocak 2009

ESKİ ÇAĞLARDA GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİ
Güvercinin evcilleştirilmesi ister Asya kökenli, ister Mısır ve Mezopotamya kökenli isterse de Anadolu kökenli olsun, güvercinin çok eski devirlerden beri evcilleştirildiği ve insanlar tarafından farklı amaçlarla kullanıldığı bir gerçektir. Evcil bir türden bahsettiğimiz için nın gelişiminde insanların seçimi belirleyici rol oynamıştır. Eski dönemlerdeki bölgeler arası yoğun ticari ilişkiler ve savaşların da etkisi ile güvercin ırkları da hızlı bir şekilde dünya üzerine yayılmıştır.
Başlangıçta eti ve gübresi için yetiştirilen güvercinler, daha sonraları bu hayvanların yön bulma, yuvasına bağlılık ve uzun mesafeleri uçabilme gibi yeteneklerinin keşfedilmesi ile birlikte haberleşme amaçlı kullanılmaya başlamışlardır. Özellikle savaşlar sırasında güvercinlere haberleşme konusunda önemli görevler düşmüştür. M.Ö 1200 yıllarında Mısır’da güvercinlerden haberleşme amacı ile yararlanıldığını görüyoruz. Daha sonraki dönemlerde haberleşme amaçlı yetiştiricilik farklı ülkelere de yayılmıştır. M.Ö 300 yıllarında Çin’de güvercinlerle bütün ülkeyi kapsayan bir haberleşme ağı kurulmuştur. Özellikle savaş sırasında ki haberleşmelerde güvercinler önemli bir rol oynamışlardır. Cengiz Han’ın seferleri sırasında haberleşme amaçlı posta güvercin kullandığı bilinmektedir.
Bağdat halifelerinin de güvercinlere çok değer verdiği bir gerçektir. Suriye’nin güçlü hükümdarı Nureddin ( 1146 ‘ 1174 ) Mısır’da yıllarca çok iyi işleyen bir güvercin posta şebekesi kurmuş olması ile ünlüdür. Bu amaçla kullandığı güvercinlerin ayak ve gagalarını kendi şifreleri ile işaretlemiştir. Kullandığı güvercinler Irak’tan getirilen boyunları renkli ve benekli beyaz güvercinlerdi.
Eski Yunan ve Roma’da da savaşlar sırasında güvercin kullanımı yaygındır. İslam öncesi Orta Asya’da bulunan Türk devletleri ile Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda da güvercinler hem haberleşme hem de güzellikleri için yetiştirilmişlerdir. Anadolu’da Yapılan kalelerin bazılarında posta güvercinleri ile haberleşme amaçlı güvercinlikler inşa edilmiştir. Bunların güzel bir örneğini Adıyaman’da Memlük egemenliği döneminden kalma Yeni Kale’de görebiliriz. Son büyük savaşlar olan I. Ve II. dünya savaşlarında da güvercinlerden haberleşme amaçlı yararlanılmıştır. Hele telsiz ve telefon görüşmelerinin yapılamadığı anlarda posta güvercinleri çok işe yaramışlardır. Hatta savaş sonrası hizmetlerinden ötürü madalya verilmiş posta güvercinleri bile bulunmaktadır.
Günümüzde posta güvercini yetiştiriciliği daha çok sportif ve yarış amaçlı olarak yapılmaktadır. Haberleşme gereksiniminin yanı sıra güvercinler güzellikleri, uçarken yaptığı oyunlar ve bazen de ötüşleri için yetiştirilmişlerdir. Bugün ülkemizde ‘Ankut’ ve ‘Demkeş’ adı ile tanıdığımız güvercin ırkları eski devirlerde bu amaçla ve özelliklede ötüşü için yaygın olarak yetiştirilmekteydi. Ankut ırkı ve demkeşlerin dönemin gözde ından olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Hakkında kayıt bulunan en eski ırklarımızdan biri olması nedeni ile Ankutları kısaca tarihi özellikleri ile tanıtmak istiyorum.
Kaynak:
ESKİ ÇAĞLARDA, TÜRKLER DE VE
OSMANLILAR DA GÜVERCİN YETİŞTİRİCİLİĞİ:

Taklacı Güvercinler

Perşembe, 07 Şubat 2008

Günümüzde Dünya üzerinde beslenen çoğu güvercin ırkının soyu Anadolu ‘da yetiştirilen güvercinlere dayanmaktadır. Taklacı mızın kökleri göç edip geldiğimiz Orta Asya topraklarına kadar gitmektedir.
Rus tarihçileri , Rus nın Türk güvercinlerinden geldiğini defalarca açıklamışlardır. Avrupa ‘ya yapılan seferler esnasında at koşturan atalarımız taklacı güvercinlerini de yanlarında götürüp oynatırlardı. Günümüzde Avrupada da bizim mıza rastlamak çok mümkündür.
(daha fazla…)